Olağanüstü Bir Akşamüstü

İçimi dökmelik bir akşam olduğunu düşünsem de bazı hislerim bunu yapmamam gerektiği konusunda bana sinyaller yolluyor.
Anlatsam dinleyen yok, olsa da farketmez zaten kimsenin söylediklerim hakkında ne söylediğinin benim için önemi yok.
Saatlerce kendi kendime konuşabilirim -yaptık ki söylüyoruz- ama tabi bu beni sadece oyaladı. Hiç bir zaman atamadım beynimi kemiren düşünceleri... Zaten kim atabilir ki saplantılı hislerini, vazgeçemeyişlerini... Onlar sadece bastırılır birileri gelir ve üzerine basar. Ta ki o da gitmeye meyillenip ayağını kaldırana kadar. Bazıları bunu bilerek yapar sen ona böyle böyle oldu dersin bütün samimiyetinle bastırmasını istersin o duyguları o "Demek öyle al o zaman" dercesine öyle gün yüzüne çıkarır ki onları duygu karmaşasıyla kafayı demeden atlatabilirsen o durumu ne ala...
Yeni konumuza üst başlık atalım "Ben Atlatamadım"
Bir başlık üzerine kalbi kül olmuş adamlar ciltlerce yazabilir. Bizim gibi hafif yanmış adamlar ne yazabilir ki. Hafif yandık ve dayanamadık. Dalamadık o uçsuz bucaksız umman denizlere... Korktuk... Kendimizde korktuk yarı yolda bırakmaktan, ölmekten, "Ben ne yapacağım şimdi?" dedirtmekten korktuk. Bize de yazıklar olsun.
Onlar öyle cesurlardı ki bizsiz gittiler o uçsuz bucaksız umman denizlere... Döndüler... Dönüşleri durgundu ta ki ölümü bile gidebilecekleri gözleri görene kadar... Gözlerinin içi güldü o an, sanki hiç bırakmamışlar gibi sarıldılar onlara ama kırgındılar hatta bu onlar için hakaret bile sayılabilirdi çünkü paramparça olan birine öyle denmez.
Bu hayatta ismini kullanmadığın insanlar vardır. Onlar hakkaten insandırlar. Paramparça kategorisine giren, size her adınızla seslendiğinde boğazınızı düğümleyen, umutla bakan insanlar... İşte onları kaybettik.
Yetmedi....
Yarım cümlelerini, bekleyişlerini, küçücük kalplerini, sevdiği şarkıların en güzel yerlerini ve gözlerini, gözlerini de kaybettik....
Ve son olarak;
"Siz hiç oturdunuz mu kıldan ince uçurumlarda biz yatıyoruz hergün beli bükülmüş duvar diplerinde..." demişti bir şair sanki onların ağzından konuşurcasına...



Dip not: Onlar ve bizler diye çoğul bir topluluk yok.

Yorumlar

Popüler Yayınlar