Her Neyse

        Cumartesi öğleden sonra mesai bitmiş fabrikadan servisle mahalleye dönüyorum. Kahvenin orada inip iki bardak çay içecek haftanın değerlendirmesini yapıp devlet erkanının yaptığı vergilerden zamlardan konuşacağız.
        Avam kamarası üyelerimizden Refik Dayı ezelden sol partili olduğu için bizim gelmemizi, onu da masadaki konuşmalara muhalefet olmasına izin vermemizi deli gibi arzularda hiç belli etmeden yandan yandan bakıp “Değil mi Refik Dayı?” diyerek konuşmaya dahil etmemizi bekler. Haksız konuşuyor diyemeyiz kaç yaşında görmüş geçirmiş adam sonuçta kravatını gece yatana kadar çıkarmadığını kahvaltıya bıyıklarını taramadan inmediğini düşünürüz. Dolapdere’nin en eskisidir. 3 katlı ahşap evine de bir bina verilene kadar satmaya, yıktırmaya niyeti yok, hoş bırakacağı kimsesi de yok. Hep Atatürkçü düşünce derneğine vereceğim deyip durur. “Kalmadı öyle idealist fikir düşünce yapısına sahip kimse, herkes Atatürkçülüğü içki içmek, kadın erkek aynı evlerde yaşamak, lgbt’yi desteklemek sanıyor.” desek de sağcı olduğumuzdan bizi yobaz görür de mahalleden komşuluk hatırına yok benim ahtım var vereceğim der durur.
         Derken yine Cumartesi senaryosunu uyuklayarak mahalleye kadar getirmişim kafam camdan seke seke o bölge de oyuncak yumuşak bebek kafatası çöküklüğü oluşmuş. Allah'tan gözlerim sağa sola kaymamış Allah o bebekleri gece boş bulunduğumuz anlarda görmekten korusun katil bebek Çaki'den beri psikolojimiz o yönde de bozuk. Hanife’nin de bebeklerinden birini korkunç bulup çocukken kırmıştım da yıllarca konuşmamıştı benle. Konuşmadıkça aklım ondan gitmemiş de yıllar sonra sevdiğimi fark etmiştim. Birden de gidip nasıl diyeceksin “ben sana bi zarar vermesin diye kırmıştım o bebeği” diye. Yıllardır açıklayamamıştım bu durumu her boş bulunduğum an anımsarım da Zidane gibi koşup duvarlara kafa atasım gelir. "Sağcıdan mazoşist olmaz ideolojik yapımız yüzünden kendimize bile zararımız yok sana nasıl olsun Hanife diyemiyoruz” da susup her seferinde sigara yakıyoruz. 

Hanife imamın biricik kızı, bizde ekolojik düzenin bir parçası. İmamla arayı iyi tutmanın en iyi yolu vakit namazıdır dedik başladık cemaatle namaz kılmaya bir üç beş hangi vakit denk gelirse gidiyorum camiye. İmam diyorum imam bak ben geldim sana geldim iyiden iyiye alıştık cemaate imam da fark etti tabi geçen haftalarda ölen Necati Amca'nın yerini doldurduğumu.  Zaten bu zamana kadar da boşuna kılmamışız iki salla bir bağla bir şey yok yani gördüğüme de 40 yıllık mümin edasıyla "abi namaz be sizde başlayın kesin" nasihatı veriyorum. Bir akşam bizimkileri de alıp istemeye gidecektik ilerleyen günlerde yine bir akşam öğrendik ki imam kızı Kahveci Baattin’in torbacı oğluna vermiş. O işlerde öyle olmuyormuş. İmam kızı kaybetti, ben vakit namazlarını ama Hanife de az şey kaybetmedi hani. 

Kahvenin orda inip bakıyorum yine gördüğüm manzara Tevfik’le Fikret tavla yüzünden küsüşmüş telefonla uğraşıyorlar. “Ulan yine mi oğlum” diyerek bir giriş yapıyorum hayat tiyatrosunun es verilmiş sahnesine. 


Tevfik: 
-Vallahi hırs yapıyor ya top mermisi atar gibi zar atıyor yenildikçe. Zarın birinin yakalayayım diye peşinden koştum aşağıdaki Manav Osman'ın çilek kasasında buldum. 

Fikret:
-Aynen abi zaten geçen de zaten seke seke Ayasofya'ya müze kartı olmadan girmiş de güvenliğin elinden zor almıştık. 

Ben:
- İlk okulda da hoca size Tevfik Fikret’in şiirini ortak verirdi onda bile zıtlaşırdınız. Fizikçiler vallahi haklı zıt kutuplar birbirini çeker derken. Biriniz öksürse diğeriniz hapşırıyor. Ama sorsanız hiçte birbirinizden ayrılmıyorsunuz.(Gülüşmeler)

Tevfik:
- Sen nasılsın abi?

Ben:
-İyiyim deyince yalan söyleyip günaha girmeyeceksek iyiyim yoksa boşu boşuna günaha girmenin bi alemi yok şimdi ben yeterince küfürle falan kotamı dolduruyorum zaten sana da bunu her seferinde söylüyorum bana sana yalan söyleyebileceğim sorular sorup beni günaha sokma sonra sinirlenip bide küfür ediyorum etti mi sana çarpı iki günah soldaki melek ek sefer istiyor artık iş çıkışlarındaki saate denk gelmiş otobüs gibi hissediyor kendini başlayınca uzun bi süre duramıyor Allah cemil cümleyi bu kısır döngüden korusun Tevfik.

Tevfik:
-Gerçekten hoş geldin abi gayet hoş bi geliş, duruş, oturuş
-İsmet Abi çaysayan biri var abi burda gel bi bak, gel bi bak.

İsmet: 
-Kardeşim. 

Ben:
-Kardeşim... 


Yorumlar

Popüler Yayınlar