04:30 OTOBÜSÜ
Güneş doğmakla doğmamak
arasındaki kararsızlığını korurken
Hiç kimsenin inmeyip,
herkesin binip gittiği
Bir terminale iniyor
ayaklarım.
Gözlerim bu şehrin
ufuklarında
Güneşin doğma umudunu
arıyor,
Sesim çatallaşıyor,
Terminal çaycısı bayat
çay satmaya çalışıyor,
Hamal elimdeki valizin
bir ucundan tutuyor,
Gözlerim ufka
dalıyor,
Bir adım daha atma umudu
arıyor.
Çaycıya "Sağ
ol." ,
Hamala "Gerek
yok." diyerek
Bir adım daha
atıyorum
Şehrin ufuklarında
Hala yaşamaya dair bir
umut ararken.
Göğüs kafesim,
ciğerlerimi sıkıştırıyor.
Yaşama umuduna yenik
üşüyor ruhum.
Vücudum buna tepki olarak
hırsla karışık gözlerim yaşarıyor.
Yanaklarımı ıslatmasına
müsaade etmeden silip
En azından doğmayı
başarabilmiş olan güneşe
Kafa selamıyla bir
teşekkür ediyorum.
Ve yanımdan geçen parfüm
şişesiyle ayılıyorum
Boğazımdaki şeker miktarı
artıyor
Dönüp kim olduğuna
bakmaya tenezzül bile etmiyorum
Kafa ağırlığım yüzünden
dönüş hareketlerindeki gereksiz efordan kaçınıyorum
Aksi halde yine şekerim
düşüp
Kimsenin yardım
edemeyeceği-etmeyeceği- yerlerde yıkılıp
Vasat bir baygınlığın
ayılma evresini beklemek istemiyorum.
Senden de her zaman bir
haber bekliyorum,
Ayrılık ve sigara kokan
terminallerde...
Yorumlar
Yorum Gönder